Steve Jobs

Dünyada herkese rağmen! sıranın dışına çıkan, azimle yılmadan çalışan ve yeni değerler üretenler her zaman hayranlık uyandırırlar.

Steve Jobs işti böyle biriydi. Bugün maalesef ölüm haberini aldık.

Onu şu meşhur Stanford Univeristesi konuşmasıyla tanıdı bir çoğumuz.

Steve Jobs – Aç Kal Budala Kal (Alt Yazili) morketing

Bu konuşma benim için ilham kaynağı oldu.  Umarım yeni yetgilen arkadaşlarımız için de olur.

Ipod, Iphone ve ipad’le dünyayı değiştiren üstada saygıyla..

Toprağın bol olsun..

 

Posted in Hayat, internet | Tagged , | Leave a comment

Müşteri Hizmetlerinde Sosyal Medya Devrimi

Sosyal Medya” kavramı, günümüz dünyasında inanılmaz yükselişiyle nefesleri keserken, birçok kişi ve kurum için de yeni bir iş kolunun hatta sektörün doğuşunu müjdeliyor.

Önceleri sadece insanların eğlendikleri ve basit paylaşımlarda bulundukları “Sosyal Medya”, günümüzde kendini ifade etmek isteyen ve yaşadıklarını paylaşmak isteyen herkes için bir konuşma ve dertleşme ortamına dönüştü.  İşte belki de bu yüzden konuşulanlar çoğunlukla samimi ve gerçek hissiyatlar. Gücünü toplulukların samimi ve şeffaf paylaşımından alan “sosyal medya” platformları yeni neslin oyun alanı olarak büyümeye devam ediyor.

Dünyadaki tüm internet kullanıcılarının %67’si sosyal medya kanallarını ziyaret ediyor. “Sosyal Medya” kanallarında harcanan zaman diğer internet platformlarında harcanan zamana göre 3 kat daha hızlı artıyor.”Sosyal Medya” dünyasında durum böyleyken diğer taraftan müşteri kavramı da değişiyor;

1920’li yıllarda, ürünleri satın alan ve ödemede bulunun dağıtıcılar “Müşteri” olarak tanımlanırken, 1950’li yılarla birlikte müşteri kavramı dağıtıcıdan, son kullanıcıya doğru kaymıştı. Günümüzde ise “Müşteri” kavramı, şirket hakkında söz sahibi olmayı isteyen bir son kullanıcıya doğru evrildi.

Günümüz müşterilerinin en önemli özellikleri;

  1. Sadık olmak için teklifinizi beklerler,
  2. Eğitimli, bilgili ve zekiler,
  3. Şüpheciler,
  4. Kavga etmek yerine değiştirirler,
  5. Başkalarının deneyimlerine son derece ilgi duyarlar,
  6. Çekingenlik göstermezler,
  7. Sözlerinin sahibidirler. Ne söylediklerini çok iyi bilirler.

Değişen müşteri kavramı ile birlikte “Sosyal Medya” ortamı üzerinde kendileri hakkında müşterilerinin birçok şeyi yazdığı gören markalar; bazen haklı, bazen haksızca yazılan bu yorumlar ve konuşulanların yayılma hızı karşısında acilen bir şeyler yapmak istemeye başladılar.

Bu noktada birçok marka önce pazarlama faaliyetlerinin bir devamı olarak sosyal medyayı kullanmak istedi.   Ancak sonra görüldü ki, müşteriler, sosyal medyanın ruhu gereği, markanın kendilerini duymasını ve tepki vermesini bekliyor.  Bu noktada yavaş yavaş müşteri hizmetleri kavramının sosyal medya ortamına girişine tanıklık eder olduk.

Aslında sosyal medya özelinde olmasa bile zamanla değişen müşteri kavramının, sosyal medya olmasa bile kollektif paylaşıma dayanan bir müşteri hizmetleri kavramını zaten doğuracağını söylemiş olsak hata yapmamış olurduk.

Bu düzlemde incelendiğinde günümüz müşterileri için şeffaf ve samimi bir ortam sunan sosyal medya kadar kendi seslerini duyurabilecekleri başka bir kanal yok.

Peki,  Müşteri Hizmetleri neden bu kadar önemli?

İşletmeler veya markalar giderek asıl rollerinin yeni boyutlarının değer yaratma ve sunma olduğunun farkına varıyor. Rekabetçi üstünlük yaratmada ürün kalitesi neredeyse ortadan kalkıyor ve müşteri değeri yaratmadaki rolü de hızla azalıyor. Rekabetçi üstünlük yaratmada ürün kalitesinin yerini, sunulan müşteri hizmetlerinin boyutu almaya başlıyor. Bu kapsamda bakıldığında aşağıdaki formüle ulaşıyoruz.

 

DEĞER =  KALİTE ( ÜRÜN PERFORMANSI + HİZMET) + MÜŞTERİ İLİŞKİLERİ  / FİYAT

 

Sosyal Medya Üzerinden Müşteri Hizmetleri Nasıl Verilir?

Her şeyden önce kurum olarak buna hazır olmak gerekir.   “Sosyal medya” üzerinden Müşteri hizmetlerine giriş için 5 temel hazırlığı aşağıdaki gibi özetleyebiliriz.

  1. Proje ekibinin kurulması,
  2. Genel firma stratejileri ile paralellik gösteren “sosyal medya stratejisi”nin belirlenmesi,
  3. “Sosyal medya monitoring” yazılımının seçimi,
  4. Cevaplama hizmeti için Response/No-response stratejilerinin belirlenmesi,
  5. Karar-destek iş akışlarının belirlenmesi.

Ancak şunu belirtmekte ciddi fayda var.  Müşteri hizmetleri kavramını, CEM (Customer Experience Management) felsefesi kapsamında ele almak ve de en önemlisi her bir sosyal medya kanalının kendi dinamiklerine uygun bir yol haritası çizmek gereklidir.

Değişen Dünya, Hizmet, Ürün ve Müşteri kavramları ışığında  markaların da kendilerini değiştirme vakti gelmiş bulunuyor.  Bu değişimin ruhunu anlayarak ayak uyduranlar başarılı iş modellerini de sürdürcekler.

 

Bu yazının hazırlanmasında kullanılan kaynaklar;

  1. www.alihaydarca.com  / Ali Haydar ÜNSAL
  2. Kalıcı Başarı için Müşteri Hizmeteri / Yavuz Odabaşı
Posted in CEM, CRM, Customer Experience Management, Social Media | 3 Comments

Turkcell’den Girişimci Adaylarına Güzel Bir Haber Var.

Bugün Turkcell’den gelen aşağıdaki mail dikkatimi çekti.  Turkcell Partner Program açılışına bir davet bu. 28 – 29 Mayıs 2011 haftasonunda yapılacak programın amacı, girişimcilerin çalışma hayatları boyunca karşılaşabilecekleri soru ve sorunlara çözüm bulabilmelerini sağlamak, fikirlerini/ürünlerini geliştirirken kendileri için en doğru yol haritasını oluşturabilmelerine yardım edebilmek.

Çevrenizle paylaşmanızı öneririm. Ben de orada olacağım :)

——————————————————————————————————————————————————————————-

Değerli Paydaşımız,

Türkiye’de mobil teknoloji ve ürün geliştirme konusunda ekosistemine sürekli destek sağlayan Turkcell olarak önümüzdeki dönemde de bu alanda yeni girişimcilere desteğimizi artırarak sürdüreceğiz.

Bu doğrultuda 28 – 29 Mayıs 2011 haftasonunda, girişimcilerin çalışma hayatları boyunca karşılaşabilecekleri soru ve sorunlara çözüm bulabilmelerini sağlamak, fikirlerini/ürünlerini geliştirirken kendileri için en doğru yol haritasını oluşturabilmelerine imkan verebilmek için “Turkcell Girişimci Günleri” etkinliğimizi gerçekleştireceğiz.

Swiss Hotel Bosphorous’da, Turkcell Ürün ve Servis Yönetiminden Sorumlu Genel Müdür Yardımcımız Cenk Bayrakdar’ın açılışıyla başlayacak etkinliğimizde, girişimci ekosisteminde yer alan önemli isimleri, yatırım dünyasının tanınmış isimlerini, girişimcilere verdikleri desteklerle tanınan bir çok sivil toplum kuruluşu ve kamu kuruluşu temsilcilerini, başarılı girişimcileri, pazarlama ve iletişim dünyasının usta isimlerini girişimci adayları ve girişimcilerle buluşturacağız.

MIT Enterprise Forum’un katkılarıyla bir dönem General Electric’de Başkan Yardımcılığı görevini üstlenmiş ve halihazırda Noventra Corporation Kurucu Ortağı ve CEO’su Luda Kopeikina da konuk konuşmacı olarak etkinlikte yer alacak.

Etkinliğin ikinci günü Türkiye’de girişimciliği odağına alarak eğitim programını oluşturan ve bu alanda attığı yenilikçi adımlarla öncü rol üstlenen Özyeğin Üniversitesi Altunizade Kampüsü Konferans Salonu’nda gerçekleşecektir.

29 Mayıs Pazar günü programında Turkcell’in girişimcilere sağladığı destekler, girişimciliğe bakış açısı, Turkcell Partner Program tanıtımı ve sağlanmakta olan faydaları, Turkcell teknolojik yeteneklerinin detayları ve kullanım alanları, dünyaca ünlü deneyim tasarımı ajansı FJORD’dan deneyim paylaşımı, Endeavor Türkiye katkılarıyla girişimcilerin iş fikirlerini geliştirmelerine destek olmak için tasarlanmış mentorluk seansı ve fikirlerinin hızla sunumunu yapmak isteyen girişimciler için asansör konuşması seansı bulunmaktadır.

Programı Üniversitenizde ilgili akademisyenler ve öğrenciler ile paylaşabilmeniz için detaylara, ekten ve aşağıdaki linkten erişebilirsiniz.

https://turkcellpartner.com/university/Pages/Turkcell-Girisimci-Gunleri.aspx

Saygılarımızla,

Turkcell İnovasyon Yönetimi

Posted in event, Mobil | 5 Comments

TOPLUMSAL OLAYLARA İLGİSİZ MİSİNİZ?

Toplumsal ilgisizlik neden olur? İnsanlar Bencil, aptal ve tembel mi?

Yoksa İlgiizlik, birileri tarafindan bilinçle ya da bilinçdışı olarak topumun önüne konunmuş bir engel mi!

Dave Meslin,  TEDxTORONTO konusmasında buna değiniyor.

İlgisizliğin Panzehiri

<!–copy and paste–><object width=”446″ height=”326″><param name=”movie” value=”http://video.ted.com/assets/player/swf/EmbedPlayer.swf”></param><param name=”allowFullScreen” value=”true” /><param name=”allowScriptAccess” value=”always”/><param name=”wmode” value=”transparent”></param><param name=”bgColor” value=”#ffffff”></param> <param name=”flashvars” value=”vu=http://video.ted.com/talk/stream/2010X/Blank/DaveMeslin_2010X-320k.mp4&su=http://images.ted.com/images/ted/tedindex/embed-posters/DaveMeslin-2010X.embed_thumbnail.jpg&vw=432&vh=240&ap=0&ti=1119&lang=tur&introDuration=15330&adDuration=4000&postAdDuration=830&adKeys=talk=dave_meslin_the_antidote_to_apathy;year=2010;theme=a_taste_of_tedx;theme=new_on_ted_com;event=New+on+TED.com;&preAdTag=tconf.ted/embed;tile=1;sz=512×288;” /><embed src=”http://video.ted.com/assets/player/swf/EmbedPlayer.swf” pluginspace=”http://www.macromedia.com/go/getflashplayer” type=”application/x-shockwave-flash” wmode=”transparent” bgColor=”#ffffff” width=”446″ height=”326″ allowFullScreen=”true” allowScriptAccess=”always” flashvars=”vu=http://video.ted.com/talk/stream/2010X/Blank/DaveMeslin_2010X-320k.mp4&su=http://images.ted.com/images/ted/tedindex/embed-posters/DaveMeslin-2010X.embed_thumbnail.jpg&vw=432&vh=240&ap=0&ti=1119&lang=tur&introDuration=15330&adDuration=4000&postAdDuration=830&adKeys=talk=dave_meslin_the_antidote_to_apathy;year=2010;theme=a_taste_of_tedx;theme=new_on_ted_com;event=New+on+TED.com;”></embed></object>
Posted in Hayat | Tagged | 1 Comment

SOSYAL MEDYA’DA OLMAK YA DA OLMAMAK!

SOSYAL MEDYA’DA OLMAK YA DA OLMAMAK!

Bundan beş yıl öncesine kadar internet, çeşitli internet siteleri tarafından hazırlanan içeriklerin okuyuculara monolog da diyebileceğimiz şekilde  tek yönlü olarak aktarıldığı  bir iletişim mecrasıydı.

Ancak son yıllarda tüm internette iş yapış şekillerini değiştiren Web 2.0 kavramıyla birlikte artık kullanıcılar ürettiği içeriklerle de var olmaya başladılar.  Yani sadece içerik tüketen değil aynı zamanda içerik üreten bir kimlik kazanmaya başladı bu internet kullanıcıları.  Bu tarz platform veya sitelere verilebilecek en bilinir örneklerden bazıları;  wikipedia, youtube, flickr olarak sayılabilir.

Wikipedia’ya göre web 2.0, O’Reilly Media tarafından 2004′de kullanılmaya başlayan bir sözcük olup  ikinci nesil internet hizmetlerini – toplumsal iletişim  sitelerini, vikileri, iletişim araçlarını, folksonomileri- yani internet kullanıcılarının ortaklaşa ve paylaşarak yarattığı sistemi tanımlar.

İşte kullanıcıların birbirleriyle paylaşarak eğlendikleri, bilgilendikleri bu web 2.0 ortamı kendini biraz daha geliştirerek “Micro blogging” paltformları da denilen twitter gibi yeni sosyal medya kanallarının doğuşunu tetiklemiş oldu.

Bu kanallar nerdeyse SMS kadar kısa mesajlarla insanların kendilerini ifade etmelerine imkan tanıyor.  Aslında çoğularımız farkında olmasak da gücünü şeffaflık ve paylaşımın samimi  gücünden alan bu yeni iletişim kanalları,  insanları olaylara izleyici olmaktan çok müdahil olmaya dolayısıyla daha proaktif ve daha sorumluluk sahibi topluluklar oluşturmaya iletiyor.

İnternet dünyasında yaşanan bu yeni değişim dalgası, şimdilerde şirketlerin müşterileriyle iletişime geçtikleri kanalları da değiştirmeye zorluyor.

Artık bir çok yenilikçi şirket, twitter, facebook gibi sosyal medya kanallarında müşterilerinin talep, şikayet ve isteklerini onlarla -ve onları okuyan milyonlarla- şeffaf ve açık yüreklilikle karşılamaya hazırlanıyor.

Örneğin, Businessweek’te  yayınlanan bir yazıda müşterilerine Twitter ile ulaşan firmalar konu edildi. Amerika’da Comcast, Dell, JetBlue, Soutwest Havayolları ve  Kodak gibi bir çok firma twitter ile gelen müşteri taleplerini değerlendirmeye ve bu kanalı ayakta tutmaya başlamış durumda.

Türkiye’de de durum hiç fena sayılmaz. Birçok firma gerek kendi içlerinde kurdukları gerekse dışardan aldıkları destekle sosyal medya kanallarında kendi markaları, ürünleri ve rakipleri hakkında konuşulanları tekip edip raporluyorlar.  Hatta bazıları bu sosyal medya kanallarında gördükleri müşteri öneri, şikayet ve  duygularına cevap vermek suretiyle  tepki de vermeye başladılar. İşte bu sosyal medyanın “sadece dinlemiyorum!”  ya da “sadece konuşmuyorum!” “Hem dinliyor hem de cevap veriyorum” ruhuna en yakın davranış.

Elbette hangi firmayla konuşursanız konuşun şu aralar sosyal medya’da var olmak için birşeyler yapma çabasında.  Yapılan çalışmalar  “me too” diye tabir edilebilecek bir yaklaşımla yapıldığında  beraberinde bazı sorunları da getirmesi hiç de zor olmayan ihtimal olabiliyor maalesef.

Sosyal Medya  kulanımın olumlu veya olumsuz olabilecek tarafları aşağıdaki gibi olabilir;

Artıları:

  • Kurumlarını, müşterilerin gerçek isteklerini anlamalarını sağlar.
  • Şirketleri hakkında ne düşünüldüğünü kısacası imajını görebilir.
  • Şaffaf ortam nedeniyle müşteriler yanıltıldıklarını ya da hatalı bilgi verilmediğinden emin olurlar.
  • Doğru mesajları verebilen firmalarım imajları üzerine olumlu etki yapar.
Eksileri:

  • Müşterilerinden bilgi saklayan firmaları zor durumda bırakır.
  • Olumsuız müşteri deneyimleri herkesce çok hızlı bir şekilde öğrenilir.
  • Hazır olmayan firmaların imajlarını zedeleyebilir.

İşte bu nedenle firmalarin sosyal medya işine girmeden önce bu kanalların olumlu ve olumsuz olabilecek etkileri iyi hesaplayıp girmelerinde ciddi fayda bulunmaktadır.

Bu hesabi ve işi herkesin  doğru olarak yapmasi elbette beklenemez. Bununla birlikte sosyal medya’nin karanlik ve bilinmeyen sularinda firmalara destek olabilecek yenilikçi yapilara ve  yardımcı firmalara da  ihtiyaç bulunmaktadir.

Posted in CEM, internet, Social Media, social network | Leave a comment

Çağrı Merkezlerine Özel Yeni Yıl Dileği

Çok değerli dostum Şenol Yılmaz’dan  harika bir yılbaşı tebriği geldi. Tam Çağrı Merkezi sektörüne göre olmuş bu :)

***

Kahkahalar, yeni heyecanlar, bebekler, düğünler, eğlence ve tatlı sürprizler olsun…
Buluşmak için telefonlaşmalar olsun…
Buluşmalar olsun, kavuşmalar olsun…
Kayıplar, depremler, afetler, yoksulluk, hastalıklar olmasın.
Kırgınlıklar, anlaşmazlıklar, ayrılıklar, yalanlar olmasın.
Gurbettekilere sabır ve selam olsun…

Fırsatlara dönebilen şikayetler olsun, memnuniyetler daha fazla olsun…
“biz” olsun; “ben” olmasın…
Mutluluk parayla, eğlence de zoraki olmasın…
Bütün kapılar iyiliğe güzelliğe açılsın…
Tüm yollar doğru olsun…
Saçı olmayanların saçı çıksın :) )
Şişmanlar zayıflasın..zayıflar zayıf kalsın :) )
Göbek, göbek atmak için olsun.
Kötü Kolesterol olmasın…
Tansiyon fırlamasın..
Hele stres herkesten uzak olsun, yok olsun…

Çağrılarımız artsın ama Abandon’lar olmasın, CTI/AIC kesilmesin, SL hep % 85 olsun….

İş ve sistemlerimizin verimliliği her zaman yüksek olsun…
Yaşamak güzel olsun…
Umut olsun hayal olsun…
Gerçek olsun…
Bir kere söylensin ve yeter olsun…
Yalan olmasın…
En önemlisi sevgi olsun…
Aşk olsun, dostluk olsun… dostlar olsun :)

Posted in internet | 1 Comment

Uğur Özmen’den İbretlik Müşteri Deneyimi

Ne acı! Bilmem kaçıncı kere… Bir banka hakkında değişmesi gereken yerleri gösteren bir apaçık çığlık var burada. Ama duyuyorlar mı? Yoksa bilmem kaçıncı toplantılarından çıkıp başka bir toplantıya doğru yola mı koyulmadalar. Sorun Banka mı? Çalışanlar mı? Sistem mi? Yoksa Anlayış mı? Ben şahsen bankaların çağrı merkezlerini aramamaya gayret ediyorum. Aptal IVR sistemleri yeterli değilmiş gibi bir de sizi anlamak istemeyen müşteri temsilcileri ile karşı karşıya kalıyorsunuz çünkü. Hani MÜŞTERİ DENEYİMİ YÖNETİMİ? Biraz silkinme vakti gelmedi mi ey bankalar…

http://ugurozmen.com/blog/crm/fortisin-intikami

Fortis’in intikamı

Fortis hakkında bu kadar yazdım. Onlar da boş durmadı.

:-P

On yıldan beri zeytinyağını Ayvalık DERMAN’dan alırım. Telefonla siparişimi verdim. Fiyatları öğrendim. Parayı göndereceğim. Internet’ten işlem yapmaya niyetlendim.

Internet şubesi parolamı  unutmuşum. Aslında rakamlara aşinayım. Kendimce geliştirdiğim bir şifre metodum var. Ama her 3 ayda bir değiştirince, şifre metodum da çuvalladı.

:-D

Burada önemli bir noktanın altını çizelim. Her 3 ayda bir internet şubesi şifremiz değiştiriliyor. Gerçekten bizim güvenliğimiz için mi?

  • Sayın Fatmanur Erdoğan da yazmıştı. ABD’deki bankanın on yıldan uzun süredir kullandığı internet şifreleri değişmiyor.
  • Kayınbiraderim ODTÜ Elektrik’i bitirip Almanya’ya gitmişti. Türkiye’ye her gelişinde şifrelerle uğraştığı için çıldırıyor. Almanya’da hiç değiştirmemiş.

Birçok örnek gösteriyor ki, bankalar bizim güvenliğimiz için değil, kendi güvenliklerini artırmak amacıyla şifre değişikliği yaptırıyorlar. Nedenini başka yazıda tartışırız.

:-)

Yine Fortis’i aradım. Titanium, Platinum müşteri hatları bir işe yaramadığından [1], [2] normal 444 0 144 numarayı çevirdim. Yine “sinirlenmeyeceğim” diye kendime telkin yaparak başladım.

Telefonu yine robot açtı. “EFT’den havaleye…” konuşmasını dinledim.

  • Sonra “Müşteri numarasını” istedi. Tuşladım.
  • “Daha iyi hizmet etmek için telefon konuşmalarının kaydedildiği…” konuşmasını dinledim.
  • “TEB ATM’lerinde ücretsiz hizmet; bakiye sorma ve para çekme ücretsiz…” konuşmasını dinledim.
  • “Tüm müşteri temsilcilerimiz diğer müşterilerimize hizmet vermektedir” konuşmasını dinledim.
  • “TEB ATM’lerinde ücretsiz hizmet; bakiye sorma ve para çekme ücretsiz…” konuşmasını dinledim.
  • “Tüm müşteri temsilcilerimiz diğer müşterilerimize hizmet vermektedir” konuşmasını dinledim.
  • “Fortis’le yatırımın altın çağı başladı. Vadeli, vadesiz altın hesapları… birikimlerinizi altında değerlendirin” konuşmasını dinledim.
  • “Tüm müşteri temsilcilerimiz diğer müşterilerimize hizmet vermektedir” konuşmasını dinledim.
  • “Fortis’le yatırımın altın çağı başladı. Vadeli, vadesiz altın hesapları… birikimlerinizi altında değerlendirin” konuşmasını dinledim.
  • “Tüm müşteri temsilcilerimiz diğer müşterilerimize hizmet vermektedir” konuşmasını dinledim.

(Sizin bunları okuduğunuz gibi kısaltılmış değil. Tamamını sabırla ve not alarak dinledim.) 4 dakika 11 saniye sonra “Çiğdem” hanım telefonu açtı.

  • Lütfen elinize saat alıp zaman tutun. 4 dakika 11 saniye boyunca bu kadar çok anlamsız mesaj dinleseniz, Roma’yı yaktığınızı, İskenderiye kütüphanesini yerle bir ettiğinizi, Olaf Palme’yi vurduğunuzu, tüm Dünya Savaşları’nı başlattığınızı itiraf edecek duruma gelirsiniz.

Derdimi Çiğdem hanıma tane tane anlattım. Birlikte işlem yapmaya başladık.

Internet şubesinden “Banka kartı ile şifre oluşturma” seçeneğini denedik. Olmadı. Birkaç kez denedik. Sonra Çiğdem hanım bana “Banka kartımın kapalı” olduğunu söyledi.

  • Banka kartımı iptal ettirmedim. Daha bir hafta önce ATM’den para çektim diye hatırlıyorum. Neden kapalı olduğunu tahmin ediyorum. Çağrı merkezinin intikamı, muhtemelen.

Kredi kartıyla denedik.

Yine yapamadık. Bu sefer hatalı olan bendim. Sinirden çıldırdığım için yanlış yere rakamlar girmeye başladım. İşlem gerçekleşmedi doğal olarak.

:-(

Telefonun ilk açılıp da anlamsız mesajları dinlemeye başladıktan tam 16 dakika sonra telefonu kapattığımda, işlemimi şubeden yapmaya karar vermiştim.

:-D

Çağrı merkezi intikamını aldı. Evde otururken Fortis’ten işlem yapmak bana yasak. Mecburen şubeye gideceğim.

Posted in CEM, CRM, Customer Experience Management, Deneyim, internet | 1 Comment

TURKCELL’DEN YARATICI BEYİNLERE BÜYÜK FIRSAT!

turkcell_uygulama

Uygulama geliştiriciler için güzel bir fırsat.  Turkcell, “Mobil Uygula Geliştirme” yarışması yapıyor.  Sağlık, Eğitim, Finans, Lokasyon, Sosyal Paylaşım v.b. bir çok kategoride uygulamalar birbiriyle yarışacak.  Yarışma için son katılım tarihi 7 Mayıs 2010. Sonuçlar ödül töreniyle 15 Mayıs’ta açıklanacak.

http://www.uygulamalaryarisiyor.com/

Mobil uygulamaların geleceğine yürekten inan  biri olarak, 15 mayıs’ta çıkacak sonucu merakla bekliyorum.

“İyi olan kazansın”

Posted in event, Mobil, Yeni | 3 Comments

Yaşamı Nasıl Algılıyorsak Öyle Yaşıyoruz

Bir arkadaşımdan mail ile gelen kaynağını bilmediğim ilham verici güzel bir öykü.  Yaşamı nasıl algılarsak öyledir.

——————————–

O gün gökyüzünde şimşekler çakıyor, yağmur bardaktan boşanırcasına yağıyordu.

Küçük kız her sabah olduğu gibi annesinin sesiyle uyanmış,

kahvaltısını etmiş ve okuluna gitmek üzere yola çıkmıştı. Ancak

şimşekler birbirinin peşi sıra o kadar gürültüyle çakıyordu ki, küçük

kızın annesinin içini bir endişe kaplamıştı.

Anne, yavrum bu havada yolda yürürken korkmasın diye düşündü. Sırtına

bir şey geçirdi ve sokağa fırladı. Okul yolunda kızını aramaya

başladı…

Derken bir de baktı ki, kızı az ileride minik adımlarla yürüyor,

şimşek çaktığı anda durup gökyüzüne bakarak gülümsüyordu.Anne kızının

bu davranışına pek bir anlam veremedi; meraklandı.Yanına yaklaşıp

sordu: Yavrum, hiç korkmadın mı bu havada yalnız yürümekten?

Hem ne zaman şimşek çaksa durup yukarı bakarak öyle ne yapıyorsun?

Küçük kız cevap verdi: Gülümsüyorum… Çünkü Tanrı fotoğrafımı çekiyor.

Yaşamı nasıl algılıyorsak öyle yaşıyoruz diyenler yanılmıyorlar galiba.

Posted in Hayat | Leave a comment

Bir kapı kapanırken, başkası açılır

Köyün birinde bir yaşlı adam varmış. Çok fakirmiş ama Kral bile onu kıskanırmış…Öyle dillere destan bir beyaz atı varmış ki, Kral bu at için ihtiyara nerdeyse hazinesinin tamamını teklif etmiş ama adam satmaya yanaşmamış.. “Bu at, bir at değil benim için; bir dost, insan dostunu satar mı” dermiş hep. Bir sabah kalkmışlar ki,at yok. Köylü ihtiyarın başına toplanmış: “Seni ihtiyar bunak, bu atı sana bırakmayacakları, çalacakları belliydi.Krala satsaydın, ömrünün sonuna kadar beyler gibi yaşardın.Şimdi ne paran var, ne de atın” demişler…İhtiyar: “Karar vermek için acele etmeyin” demiş.”Sadece at kayıp” deyin, “Çünkü gerçek bu.Ondan ötesi sizin yorumunuz ve verdiğiniz karar.Atımın kaybolması, bir talihsizlik mi, yoksa bir şans mı? Bunu henüz bilmiyoruz. Çünkü bu olay henüz bir başlangıç.Arkasının nasıl geleceğini kimse bilemez.” Köylüler ihtiyar bunağa kahkahalarla gülmüşler.Aradan 15 gün geçmeden at, bir gece ansızın dönmüş…Meğer çalınmamış, dağlara gitmiş kendi kendine.Dönerken de, vadideki 12 vahşi atı peşine takıp getirmiş.Bunu gören köylüler toplanıp ithiyardan özür dilemişler.”Babalık” demişler, “Sen haklı çıktın. Atının kaybolması bir talihsizlik değil adeta bir devlet kuşu oldu senin için, şimdi bir at sürün var..” “Karar vermek için gene acele ediyorsunuz” demiş ihtiyar. “Sadece atın geri döndüğünü söyleyin.Bilinen gerçek sadece bu. Ondan ötesinin ne getireceğini henüz bilmiyoruz. Bu daha başlangıç.Birinci cümlenin birinci kelimesini okur okumaz kitap hakkında nasıl fikir yürütebilirsiniz?” Köylüler bu defa açıkçn ihtiyarla dalga geçmemişler ama içlerinden “Bu herif sahiden gerzek” diye geçirmişler…Bir hafta geçmeden, vahşi atları terbiye etmeyeçalışan ihtiyarın tek oğlu attan düşmüş ve ayağını kırmış. Evin geçimini temin eden oğul şimdi uzun zaman yatakta kalacakmış. Köylüler gene gelmişler ihtiyara.”Bir kez daha haklı çıktın” demişler. “Bu atlar yüzünden tek oğlun, bacağını uzun süre kullanamayacak. Oysa sana bakacak başkası da yok.Şimdi eskisinden daha fakir, daha zavallı olacaksın” demişler. İhtiyar “Siz erken karar verme hastalığına tutulmuşsunuz” diye cevap vermiş.”O kadar acele etmeyin. Oğlum bacağını kırdı.Gerçek bu. Ötesi sizin verdiğiniz karar. Ama acaba ne kadar doğru. Hayat böyle küçük parçalar halinde gelir ve ondan sonra neler olacağı size asla bildirilmez.” Birkaç hafta sonra, düşmanlar kat kat büyük bir ordu ile saldırmış. Kral son bir ümitle eli silah tutan bütün gençleri askere çağırmış. Köye gelen görevliler, ihtiyarın kırık bacaklı oğlu dışında bütün gençleri askere almışlar. Köyü matem sarmış. Çünkü savaşın kazanılmasına imkân yokmuş, giden gençlerin ya öleceğini ya da esir düşeceğini herkes biliyormuş. Köylüler, gene ihtiyara gelmişler… “Gene haklı olduğun kanıtlandı” demişler. “Oğlunun bacağı kırık ama hiç değilse yanında. Oysa bizimkiler, belki asla köye dönemeyecekler. Oğlunun bacağının kırılması, talihsizlik değil, şansmış meğer…” “Siz erken karar vermeye devam edin” demiş, ihtiyar. “Oysa ne olacağını kimseler bilemez. Bilinen bir tek gerçek var. Benim oğlum yanımda, sizinkiler askerde… Ama bunların hangisinin talih, hangisinin şnssızlık olduğunu sadece Allah biliyor.”

Lao Tzu, öyküsünü şu nasihatla tamamlamış:

“Acele karar vermeyin.Hayatın küçük bir dilimine bakıp tamamı hakkında karar vermekten kaçının. Karar; aklın durması halidir.Karar verdiniz mi, akıl düşünmeyi, dolayısı ile gelişmeyi durdurur.Buna rağmen akıl,insanı daima karara zorlar. Çünkü gelişme halinde olmak tehlikelidir ve insanı huzursuz yapar.Oysa gezi asla sona ermez. Bir yol biterken yenisi başlar.Bir kapı kapanırken, başkası açılır.Bir hedefe ulaşırsınız ve daha yüksek bir hedefin hemen oracıkta olduğunu görürsünüz.”

Posted in Hayat | 4 Comments