Bugün posta kutuma düşen mailin bir bölümüdür aşağıda yazanlar. Kelimeler yetersiz kalıyor.
Sen, evet sen.. çok meşakkatli bir ömrün nadide çiçeğisin. Ya ben? Ben sana layık mıyım!
Babası öldü
Yetim büyüdü
Üvey evlat oldu
Tutuklandı
Hapse atıldı
Sürüldü
İşsiz kaldı
Şöyle yazıyordu o sıkıntılı günlerde kaleme aldığı günlüğüne;
‘Harcamalarım
fazla değil, zira gelirim hep az.’
Hastalandı, böbreklerinden.
Vuruldu, göğsünden.
Mesleğinden atıldı.
İdama çarptırıldı.
Kardeşleri öldü.
Çocuğu olmadı.
Boşandı.
Karaciğeri iflas etti.
Evet…
Mustafa Kemal Atatürk bu…
Evladı olmayan bir yetimin, duygularını anlatın…
Anlatın ki, o yetimin, evlatlarımıza bıraktığı hediyenin kıymetini anlasın evlatlarımız.
Cumhuriyet, çocuklara anlatıldığı gibi, folklorik bir müsamere coşkusundan
ibaret değil çünkü…
Anlatın ki, kökeninde barınan derin hüznü kavrasınlar.
İşte liste yukarıda.
Kısacık ömründe bir insanın başına ne felaket gelebilirse gelmiş…
Bunu anlatın…
Direnen, teslim olmayan ruhu anlatın…
Korkmasınlar engellerden.
Korkmasınlar yalnız kalmaktan.
Korkmasınlar işsizlikten…
Korkmasınlar parasızlıktan.
Korkmasınlar alçaklardan.
Korkmasınlar doğrulardan.
Yürek dediğin…
Sadece organ değil
Bunu anlayın !!!
Öyle Şanslı bir milletiz ki, ATA’mız hiç bir millete nasip olmamış ve olmayacak kadar yüce bir kişi… Bu şansımızın kıymetini bilelim, daha ne denilebilir ki?
İşte çocuklarımıza anlatılması gereken Atatürk bu.
gerçekten çok etkikendim,ki etkilenmemek elde değil..bu ruhu beslemek,anlamak,anlatmak ve benimsetmek gerek..bu yüreği alıp tüm yavru yüreklere nakşedmek gerek…sevgili ali haydar,teşekkür ederim…
Asıl ben değerli yorumun için teşekkür ederim Şebnem.