Pazar günün kendine has bir rehaveti vardır bilirsiniz. Yarının pazartesi olduğunu bilmek! “Dinlenmeliyim” düşüncesi v.s. çoğu zaman bizi olduğumuz yerde pineklemeye iter. Aslında belki de benim için sıradan olabilecek bir pazar günü geçirirken, sevgili Müge CERMAN’ın frinedfeed’de yazdıkları beni olduçka etkiledi.
Nick Vujicic, 26 yaşında bir Avustralya’lı, doğuştan kol ve bacakları yok. Modern, “acımasız” dünya ile baş edebilmek için daha doğuştan 4-0 başlamış hayata. Ama vazgeçmemiş! Hem hayata tutunmuş sıkı sıkı, hem de asla umutsuzluğa düşmesin diye insanlar ve özellikle gençler, düşmüş yollara. Azimden, vazgeçmemekten bahsetmiş. 20 bin Km ötede bir ülkede dahi konu olmuş yazılara, yüreğiyle.
Etrafımızda o kadar olumsuz haber, olay ve insan var ki! Zaman zaman içimizdeki tüm hayat enerjisinin çekildiğini hissediyoruz. İşte bazen gelen bir mail veya gazete haberinde rastlarız Nick gibilerine. Bize umut verirler ve biraz da utanç.
Utanırız, çünkü belki elimizde daha fazla imkan vardır, ama onun gibi sarılamamışızdır hayata ve umuta.
Evet, çetin bir arena şu HAYAT. Ama aynı zamanda denemekten vazgeçmeyelerin, başarı ve mutluluklarıyla taçlandırdıkları da şahane bir sahne.
Herkes için ve kendim için umudunu asla ama asla kaybetmemeyi bilebilecek bir ruh hali diliyorum.
Üstadım;
Teşekkür ederim, ben sadece paylaştım bu özel insanın videosunu bulduğum linki. Hıçkırarak ağlayarak izledikten sonra bir kaç dakika kendime gelemedim. Sonra ilk yaptığım sizlerle paylaşmaktı. Gün içerisinde sürekli yakınmalarla vakit geçiren öf pöf eden bizlere sağlam bir dersti Nick.Hissettiklerimi yazdığın için de ayrıca sağol varol.
Sevgi ile kal…
@ Müge, zaman zaman unuttuğumuz şeyleri hatırlatmak noktasında birileri hep öncü oluyor. Tekrar tekrar teşekkürler paylaşımınız için.
[...] şükrettim. Onunla ilgili yazacak ve konuşacak çok şey var, ama şimdilik sizlerle sevgili dost Ali Haydar Ünsal‘ın blog yazısını paylaşacağım. Zaman içerisinde hem size, hem kendime ne kadar [...]