Mezarlıklar, kendini vazgeçilmez sananlarla doluyken, yerin üstündeki bu şatafat da neyin nesi oluyor acep?
Biraz önce FF’de rastladım. Bu paylaşıma. Arada sırada okuyup silkinmek ve ne olduğumuzu hatırlamak için ideal. Teşekkürler Burçak Çubukçu ve Serhat Sine

Duyduğum, dokunduğum, gördüğüm, tattığım, kokladığım için var bu dünya.. Farkında olduğum için.. Kendim yazdım, kendim oynadım en başından beri.. O yüzden ki bir dünya yarattım, roller verdim sahnedekilere.. Sevdim; sevgilim, paylaştım; dostum dedim.. En derinimde hissettim; annem, kızdım da kıyamadım; babam dedim.. Geçer dediklerimi geçirdim.. Biter dediklerimi bitirdim.. Nefret ettiklerimi sildim, geçtim.. Gün oldu; silkindim, yeter dedim.. Geride bıraktıklarım hesap sormaya kalkmasın o yüzden bana.. Farkında olduğum için var oldunuz, vazgeçtiğim için bugün yoksunuz.. Bu nasıl bir cüret ki; bir başka hayata müdahil olma, umarsızca sorgulama, pervasızca yargılama hakkını bulur insan kendinde.. Haddinizi aşmayın ey faniler.. Ben yok olmayı kabullenirken, kar taneleri mütemadiyen ayak izlerimi kapatmaktayken, güneş bile her gün batarken, sizdeki ne arsızlıktır; silinmeyi dahi kabul edemiyorsunuz bir başka faninin zihninden.. Mezarlıklar, kendini vazgeçilmez sananlarla doluyken, yerin üstündeki bu şatafat da neyin nesi oluyor acep? Uğraştırmayın da dağılın hadi.. Dağılın ve gidin, ama bilin.. Suskunluğum asaletimdendir. Her lafa verilecek cevabım da vardır lakin, lafa bakarım laf mı adama bakarım adam mı diye…

Haziran 25th, 2009 at 23:02
Ben teşekkür ederim.
Bir polemiğe girmeden önce, durup akıldan geçirilmesi gereken, yüzyıllar öncesinden günümüze aydınlığını kaybetmeden gelmiş bilge bir adamın sözleri.
Haziran 25th, 2009 at 23:46
O bilge adamı biraz daha anlamaya çalışmak için sanırım en iyi devirdeyiz.