<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>İnternet ve Yaşam Üzerine Paylaşı(yorum) &#187; Deneyim</title>
	<atom:link href="http://www.alihaydarca.com/category/deneyim/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>http://www.alihaydarca.com</link>
	<description>İnternet dünyamda neler oluyor. Hayat ne getirdi bize..</description>
	<lastBuildDate>Sun, 28 Mar 2010 18:58:02 +0000</lastBuildDate>
	<language>en</language>
	<sy:updatePeriod>hourly</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>1</sy:updateFrequency>
	<generator>http://wordpress.org/?v=3.0</generator>
		<item>
		<title>Seven Advice of Rumi (Mevlana&#8217;nın 7 Öğüdü)</title>
		<link>http://www.alihaydarca.com/2009/08/01/seven-advice-of-rumi-mevlananin-7-ogudu/</link>
		<comments>http://www.alihaydarca.com/2009/08/01/seven-advice-of-rumi-mevlananin-7-ogudu/#comments</comments>
		<pubDate>Sat, 01 Aug 2009 19:31:42 +0000</pubDate>
		<dc:creator>AliHaydar</dc:creator>
				<category><![CDATA[Deneyim]]></category>
		<category><![CDATA[Hayat]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.alihaydarca.com/?p=351</guid>
		<description><![CDATA[<p style="text-align: left;">
<p style="text-align: center;">Hz.Mevlana’nın Yedi Öğüdü &#38; Seven Advices of Rumi</p>
<p style="text-align: center;">
Cömertlik ve yardım etmede akarsu gibi ol… In generosity and helping others be like a river…
Şefkat ve merhamette güneş gibi ol… In compassion and grace be like sun…
Başkalarının kusurunu örtmede gece gibi ol…In concealing others’ faults be like night…
Hiddet ve asabiyette ölü gibi ol…In anger <span style="color:#777"> . . . &#8594; Read More: <a href="http://www.alihaydarca.com/2009/08/01/seven-advice-of-rumi-mevlananin-7-ogudu/">Seven Advice of Rumi (Mevlana&#8217;nın 7 Öğüdü)</a></span>]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p style="text-align: left;">
<p style="text-align: center;"><strong><span style="color: #339966;">Hz.Mevlana’nın Yedi Öğüdü &amp; Seven Advices of Rumi</span></strong></p>
<p style="text-align: center;">
<div id="_mcePaste" style="position: absolute; left: -10000px; top: 0px; width: 1px; height: 1px; overflow-x: hidden; overflow-y: hidden;">Cömertlik ve yardım etmede akarsu gibi ol… In generosity and helping others be like a river…</div>
<div id="_mcePaste" style="position: absolute; left: -10000px; top: 0px; width: 1px; height: 1px; overflow-x: hidden; overflow-y: hidden;">Şefkat ve merhamette güneş gibi ol… In compassion and grace be like sun…</div>
<div id="_mcePaste" style="position: absolute; left: -10000px; top: 0px; width: 1px; height: 1px; overflow-x: hidden; overflow-y: hidden;">Başkalarının kusurunu örtmede gece gibi ol…In concealing others’ faults be like night…</div>
<div id="_mcePaste" style="position: absolute; left: -10000px; top: 0px; width: 1px; height: 1px; overflow-x: hidden; overflow-y: hidden;">Hiddet ve asabiyette ölü gibi ol…In anger and fury be like dead…</div>
<div id="_mcePaste" style="position: absolute; left: -10000px; top: 0px; width: 1px; height: 1px; overflow-x: hidden; overflow-y: hidden;">Tevazu ve alçak gönüllülükte toprak gibi ol…In modesty and humility be like soil…</div>
<div id="_mcePaste" style="position: absolute; left: -10000px; top: 0px; width: 1px; height: 1px; overflow-x: hidden; overflow-y: hidden;">Hoşgörülükte deniz gibi ol…In tolerance be like sea…</div>
<div id="_mcePaste" style="position: absolute; left: -10000px; top: 0px; width: 1px; height: 1px; overflow-x: hidden; overflow-y: hidden;">Ya olduğun gibi görün, ya göründüğün gibi ol&#8230;Either appear as you are, or be as you look.</div>
<ol>
<li>Cömertlik ve yardım etmede akarsu gibi ol… <span style="color: #339966;">In generosity and helping others be like a river…</span></li>
<li>Şefkat ve merhamette güneş gibi ol…<span style="color: #339966;"> In compassion and grace be like sun…</span></li>
<li>Başkalarının kusurunu örtmede gece gibi ol…<span style="color: #339966;">In concealing others’ faults be like night… </span></li>
<li>Hiddet ve asabiyette ölü gibi ol…<span style="color: #339966;">In anger and fury be like dead… </span></li>
<li>Tevazu ve alçak gönüllülükte toprak gibi ol…<span style="color: #339966;">In modesty and humility be like soil…</span></li>
<li>Hoşgörülükte deniz gibi ol…<span style="color: #339966;">In tolerance be like sea…</span></li>
<li>Ya olduğun gibi görün, ya göründüğün gibi ol&#8230;<span style="color: #339966;">Either appear as you are, or be as you look.</span></li>
</ol>
<p style="padding-left: 30px;"><object classid="clsid:d27cdb6e-ae6d-11cf-96b8-444553540000" width="500" height="405" codebase="http://download.macromedia.com/pub/shockwave/cabs/flash/swflash.cab#version=6,0,40,0"><param name="allowFullScreen" value="true" /><param name="allowscriptaccess" value="always" /><param name="src" value="http://www.youtube.com/v/YMTldneTDjk&amp;hl=en&amp;fs=1&amp;color1=0x234900&amp;color2=0x4e9e00&amp;border=1" /><param name="allowfullscreen" value="true" /><embed type="application/x-shockwave-flash" width="500" height="405" src="http://www.youtube.com/v/YMTldneTDjk&amp;hl=en&amp;fs=1&amp;color1=0x234900&amp;color2=0x4e9e00&amp;border=1" allowscriptaccess="always" allowfullscreen="true"></embed></object></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.alihaydarca.com/2009/08/01/seven-advice-of-rumi-mevlananin-7-ogudu/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Windows 7 Bilmecesi!</title>
		<link>http://www.alihaydarca.com/2009/01/17/windows-7-bilmecesi/</link>
		<comments>http://www.alihaydarca.com/2009/01/17/windows-7-bilmecesi/#comments</comments>
		<pubDate>Sat, 17 Jan 2009 00:46:21 +0000</pubDate>
		<dc:creator>AliHaydar</dc:creator>
				<category><![CDATA[Deneyim]]></category>
		<category><![CDATA[Yeni]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.alihaydarca.com/?p=306</guid>
		<description><![CDATA[<p>Yaklaşık iki-üç hafta önce windows 7 &#8216;nin beta sürümünü  edindim. Aslında daha önce  yükleyip, sonra hemen XP&#8216;ye dönüş yaptığım Windows Vista deneyimimden sonra biraz  isteksizce ama yine de merakla Windows 7&#8242;ye bir şans vermek istedim.</p>
<p>Sıkı bir XP kullanıcı olan benim için, farklı bir işletim sistemine geçmek öyle çok kolay olamayacak bir şey..  Ancak yinede yeni birşeyler <span style="color:#777"> . . . &#8594; Read More: <a href="http://www.alihaydarca.com/2009/01/17/windows-7-bilmecesi/">Windows 7 Bilmecesi!</a></span>]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Yaklaşık iki-üç hafta önce<strong> windows 7</strong> &#8216;nin beta sürümünü  edindim. Aslında daha önce  yükleyip, sonra hemen<strong> XP</strong>&#8216;ye dönüş yaptığım Windows Vista deneyimimden sonra biraz  isteksizce ama yine de merakla Windows 7&#8242;ye bir şans vermek istedim.</p>
<p>Sıkı bir XP kullanıcı olan benim için, farklı bir işletim sistemine geçmek öyle çok kolay olamayacak bir şey..  Ancak yinede yeni birşeyler denemek, her zman hoştur. Yaklaşık bir ay önce açık kaynak yazılımına destek vermek için yüklediğim <strong>Ubuntu 8.10</strong> versiyonu.  Hem hız hem de görsellik açısından çok tatmin ediciyidi. Hele kurulumun kolaylığı, hakikaten başrarılıydı. Bununla birlikte ne yaptıysam hangi forumları incelediysem de network kartımı, Ubuntu bir türlü tanımadı. Dolayısyla internet&#8217;e  çıkış yapamadım. Daha ötesi internete bağlanamadığım için <strong>mp3, divx</strong> gibi dosyalar için gerekli olan ve kurulumda otomatik gelmeyen codec&#8217;leri de indiremedim. Kısa süren ve benim açımdan üzücü olan Ubuntu maceramdan sonra<strong> Windows 7</strong> konusunda gerçekten tereddüt ettim. Ama yukarıda da belirttiğim gibi merak galip geldi ve yükledim.</p>
<p>Yükleme ardından Windows 7&#8242;nin ses ve ekran kartlarımı tanımadığını gördüm.  İnternete ulaşabiliyordu ama ses ve görüntü felaketti.  Aklımdan geçen &#8220;<em>Ya ne uğraşıyorum ki XP ile idare et  işte</em>&#8221; düşünceleri ile Windows 7&#8242;ye veda ederek c: sürücüsünde yer alan ve silmediğim XP&#8217;ye geri dönüş yaptım.  Üç gün öncesine kadar <strong>Windows 7</strong>&#8216;yi tekrar denemek aklımdan bile geçmedi.  </p>
<p>Geçen gün bilgisayar açılışında yanlışlıkla Windows 7&#8242;yi  seçmem nedeniyle,tekrar kullanmak zorunda kaldım.  İnternette birkaç şeye bakmak gerekiyordu. Neyse internette işimi hallederken windows 7 update için izin istedi. Ben de &#8220;<em>Nasıl olsa dışarı çıkacağım ne indirecekse indirsin.</em>&#8221; diyerek, bilgisayarımıWin 7 ile başbaşa bırakarak  dışarı çıktım.</p>
<p>Nasıl oldu bilmiyorum ama. Eve geldiğimde Windows 7 ekran kartı ve ses kartı için gerekli driverları bulmuş yüklemiş ve &#8220;<em>İşte karşındayım</em>&#8221; diyordu.</p>
<p>Son birkaç günlük deneyimim sonucunda. Görsellik ve kullanım kolaylığı açısından windows 7&#8242;yi beğendiğimi itiraf etmek zorundayım.  Hız anlamında XP&#8217;ye yakın ama biraz daha kötü olmasına rağmen,<strong>Vista</strong>&#8216;dan daha iyi. Üstelik <strong>Google Chrom</strong>e ve <strong>GTalk</strong> gibi programlarıda sorunsuzca kurup çalıştırabildim.  Bana göre en entersan şey ise tüm DivX türlerini codec yüklemeksizin seyredebiliyor olmamdı. Ses kartımın performansının da arttığını da söylemeliyim.</p>
<p>Neyse lafın özü <strong>Windows 7</strong> şimdilik benden geçer not aldı. Ancak deneyimlemeye ve görüşlerimi paylaşmaya devam edeceğim.</p>
<p><img class="alignnone size-medium wp-image-308" title="win_sound" src="http://www.alihaydarca.com/wp-content/uploads/2009/01/win_sound-300x187.jpg" alt="win_sound" width="300" height="187" /></p>
<p> </p>
<p><em>Not: Bu yazı <strong>Windows 7</strong> ortamında yazıldı <img src='http://www.alihaydarca.com/wp-includes/images/smilies/icon_smile.gif' alt=':)' class='wp-smiley' /> </em></p>
<p>Sevgiler..</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.alihaydarca.com/2009/01/17/windows-7-bilmecesi/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>10</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Hayatta Kaçırdıklarımız</title>
		<link>http://www.alihaydarca.com/2008/12/18/hayatta-kacirdiklarimiz/</link>
		<comments>http://www.alihaydarca.com/2008/12/18/hayatta-kacirdiklarimiz/#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 18 Dec 2008 09:45:21 +0000</pubDate>
		<dc:creator>AliHaydar</dc:creator>
				<category><![CDATA[Deneyim]]></category>
		<category><![CDATA[Hayat]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.alihaydarca.com/?p=287</guid>
		<description><![CDATA[<p>Bu sabah sevgili Uluç’tan gelen bir e-mail’i paylaşmak istiyorum .  Hayatta karşımıza çıkan fırsatlar ya da güzellikler ile ilgili.</p>
<p>  </p>
<p>Soğuk bir Ocak sabahı, bir adam Washington DC’de bir metro istasyonunda, kemanla 45 dakika boyunca altı Bach eseri çalar. Bu süre içinde, çoğu işe yetişme telaşındaki yaklaşık bin kişi kemancının önünden geçip, gider. </p>
<p>Kemancı çalmaya başladıktan ancak üç dakika kadar sonra, <span style="color:#777"> . . . &#8594; Read More: <a href="http://www.alihaydarca.com/2008/12/18/hayatta-kacirdiklarimiz/">Hayatta Kaçırdıklarımız</a></span>]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Bu sabah sevgili Uluç’tan gelen bir e-mail’i paylaşmak istiyorum .  Hayatta karşımıza çıkan fırsatlar ya da güzellikler ile ilgili.</p>
<p><span>  </span></p>
<p><span><a href="http://www.alihaydarca.com/wp-content/uploads/2008/12/image001.jpg"><img class="alignright size-medium wp-image-288" title="image001" src="http://www.alihaydarca.com/wp-content/uploads/2008/12/image001.jpg" alt="" width="194" height="155" /></a>Soğuk bir Ocak sabahı, bir adam Washington DC’de bir metro istasyonunda, kemanla 45 dakika boyunca altı Bach eseri çalar. Bu süre içinde, çoğu işe yetişme telaşındaki yaklaşık bin kişi kemancının önünden geçip, gider. </span></p>
<p><span>Kemancı çalmaya başladıktan ancak üç dakika kadar sonra, ilk kez orta yaşlı bir adam kemancıyı fark edip, yavaşlar ve birkaç saniye sonra da gitmek zorunda olduğu yere yetişmek üzere yine hızla yoluna devam eder.</span></p>
<p><span>Kemancı ilk bir dolar bahşişini bundan bir dakika kadar sonra alır. Bir kadın yürümesine ara vermeksizin parayı kemancının önüne koyduğu kaba atarak, hızla geçer, gider. </span></p>
<p><span>Birkaç dakika sonra, bir başka adam duraklayıp, eğilerek dinlemeye başlar ancak saatine göz attığında işe geç kalmamak için acele ettiğini belirten ifadelerle hızla yoluna devam eder.</span></p>
<p><span>En fazla dikkatle duran ise üç yaşlarında bir oğlan çocuğu olur. Annesinin çekiştirmelerine rağmen, çocuk önünde durur ve dikkatle kemancıya bakar. En sonunda annesi daha hızlı, çekiştirerek çocuğu yürümeye zorlar. Oğlan arkasına dönüp dönüp kemancıya bakarak, çaresizce annesinin peşinden gider. Buna benzer şekilde birkaç çocuk daha olur ve hepsi de anne, babaları tarafından yürümeye devam için zorlanarak, uzaklaştırılırlar. </span></p>
<p><span>Çaldığı 45 dakika boyunca kemancının önünde sadece 6 kişi, çok kısa bir süre durur. 20 kişi duraklamadan, yürümeye devam ederek, para verir. Kemancı çaldığı süre içinde 32 dolar toplar. Çalmayı bitirdiğinde ise sessizlik hakim olur ve kimse onun durduğunu fark etmez, alkışlamaz. </span></p>
<p><strong><span>Hiç kimse onun dünyanın en iyi kemancısı Joshua Bell olduğunu</span></strong><span> ve elindeki 3,5 milyon dolarlık kemanla, yazılmış en karmaşık eserleri çaldığını anlamaz. Oysa Joshua Bell’in metrodaki bu mini konserinden iki gün önce Boston’da verdiği konser biletleri ortalama 100 dolara satılmıştı… </span></p>
<p><span>Bu gerçek bir hikayedir ve Joshua Bell’in öylesine bir kılıkla metroda keman çalması, Washington Post gazetesi tarafından algılama, keyif alma ve öncelikler üzerine yapılan bir sosyal deney gereği kurgulanmıştır. Sorgulanan şeyler; sıradan bir yerde, uygunsuz bir saatte güzelliği algılayabiliyor muyuz? Durup ondan keyif alıyor muyuz? Beklenmedik bir ortamda, bir yeteneği tanıyabiliyor muyuz? İdi…</span></p>
<p><span>Bu deneyden çıkarılacak kıssadan hisse ise, dünyanın en iyi müzisyeni, dünyadaki en iyi müziği çalarken, önünde durup, dinleyecek bir dakikamız dahi yoksa, başka neleri kaçırıyoruz acaba?</span></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.alihaydarca.com/2008/12/18/hayatta-kacirdiklarimiz/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>6</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Marka dünyasına elit bir satıcı doğdu.. markafoni.com</title>
		<link>http://www.alihaydarca.com/2008/09/08/marka-dunyasina-elit-bir-satici-dogdu-markafonicom/</link>
		<comments>http://www.alihaydarca.com/2008/09/08/marka-dunyasina-elit-bir-satici-dogdu-markafonicom/#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 08 Sep 2008 11:25:38 +0000</pubDate>
		<dc:creator>AliHaydar</dc:creator>
				<category><![CDATA[Deneyim]]></category>
		<category><![CDATA[Yeni]]></category>
		<category><![CDATA[e-ticaret]]></category>
		<category><![CDATA[internet]]></category>
		<category><![CDATA[social network]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.alihaydarca.com/?p=122</guid>
		<description><![CDATA[<p>Birkaç ay önce varlığından haberdar oldugum ilk başlarda beni çok etkilemeyen ancak zamanla artan ilgiyi gördükçe  dikkatimi çekmeyi başaran başarılı bir girişim www.markafoni.com</p>
<p>Site Avrupa ve Amerika’daki benzerlerinin Türkiye’deki ilk örneği.  Cavalli, Armani, Calvin Klein gibi A/B sınıfına hitap eden ürünleri uygun fiyata sunabileceklerini söylüyorlar. Özellikle Avrupa piyasasına baktığımızda bu tip “private sales” yapan sitelerin on milyonlarca <span style="color:#777"> . . . &#8594; Read More: <a href="http://www.alihaydarca.com/2008/09/08/marka-dunyasina-elit-bir-satici-dogdu-markafonicom/">Marka dünyasına elit bir satıcı doğdu.. markafoni.com</a></span>]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Birkaç ay önce varlığından haberdar oldugum ilk başlarda beni çok etkilemeyen ancak zamanla artan ilgiyi gördükçe  dikkatimi çekmeyi başaran başarılı bir girişim www.markafoni.com</p>
<p>Site Avrupa ve Amerika’daki benzerlerinin Türkiye’deki ilk örneği.  Cavalli, Armani, Calvin Klein gibi A/B sınıfına hitap eden ürünleri uygun fiyata sunabileceklerini söylüyorlar. Özellikle Avrupa piyasasına baktığımızda bu tip “<strong>private sales</strong>” yapan sitelerin on milyonlarca euro ciro yaptıklarını görüyoruz. Örneğin, -bu veriyi teyit edemedim-  Fransız menşeeli private sales şirketi<a href="http:///www.vente-privee.com"> http://www.vente-privee.com</a> un geçen sene <strong>350 mio Euro</strong>’ya yakın ciro yaptığını duydum.</p>
<p><a href="http://www.alihaydarca.com/wp-content/uploads/2008/09/markafoni.jpg"><img class="alignnone size-medium wp-image-124" title="markafoni" src="http://www.alihaydarca.com/wp-content/uploads/2008/09/markafoni-300x160.jpg" alt="" width="300" height="160" /></a></p>
<p>Markafoni sadece davet ile gelen üyelere satış yapıyor. Yani, markafoni üyesi bir tanıdığınız yoksa üye olamıyorsunuz. Bu bile siteye oldukça çekici bir hale getirmeye yetebilir.  Geçen hafta e-tohum buluşmasında Markafoni’nin genç girşicimleri<strong> Ahmet Emre SARI</strong> ve <strong>Tolga TATARİ</strong> konuktu.  Her ne kadar cirolar ve üye sayıları hakkında ser verip sır vermediyseler de rakamlarını gelişme eğirisi içinde olduğu mesajını alabildik.</p>
<p>Şu ara devam eden güzel bir kampanyaları da var. Davet edilen arkadaşınızın ilk alışverişinde davet eden kişi olarak 10 YTL kazanabiliyorsunuz.</p>
<p>Kıpır kıpır, enerji dolu güzel bir girişim daha kazandı Türk İnternet Dünyası.  Markafoni’yi fırsatları yakalayabilmek için öneriyorum.</p>
<p><a href="http://www.markafoni.com">www.markafoni.com</a></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.alihaydarca.com/2008/09/08/marka-dunyasina-elit-bir-satici-dogdu-markafonicom/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>13</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Sydney&#8217;de olmak vardı &#8211; 2</title>
		<link>http://www.alihaydarca.com/2008/08/01/sydneyde-olmak-vardi-2/</link>
		<comments>http://www.alihaydarca.com/2008/08/01/sydneyde-olmak-vardi-2/#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 01 Aug 2008 08:37:41 +0000</pubDate>
		<dc:creator>AliHaydar</dc:creator>
				<category><![CDATA[Deneyim]]></category>
		<category><![CDATA[event]]></category>
		<category><![CDATA[australia]]></category>
		<category><![CDATA[harbour bridge]]></category>
		<category><![CDATA[opera house]]></category>
		<category><![CDATA[Sydney]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.alihaydarca.com/?p=80</guid>
		<description><![CDATA[<p>17 Mart 2008, Sydney&#8217;de sabah oldu.  Dün gece yaklaşık 30 saat süren uçak yolculuğunun acısını çıkarttıp güzel bir uyku çektim    Yalnız, ara-ara uyanıp  &#8220;nerdeyim ben yahu&#8221; diye etrafa bakındığımı hatırlıyorum. Fıstık ezmesi, tahıllı tost ekmeği ve portakal suyundan oluşan kahvaltımı bitirip yola çıkmaya hazırlanıyorum.  Sue, arabayla yaklaşık 30 dk. mesafede bulunan şehir merkezine beni <span style="color:#777"> . . . &#8594; Read More: <a href="http://www.alihaydarca.com/2008/08/01/sydneyde-olmak-vardi-2/">Sydney&#8217;de olmak vardı &#8211; 2</a></span>]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>17 Mart 2008, Sydney&#8217;de sabah oldu.  Dün gece yaklaşık 30 saat süren uçak yolculuğunun acısını çıkarttıp güzel bir uyku çektim <img src='http://www.alihaydarca.com/wp-includes/images/smilies/icon_smile.gif' alt=':)' class='wp-smiley' />   Yalnız, ara-ara uyanıp  &#8220;nerdeyim ben yahu&#8221; diye etrafa bakındığımı hatırlıyorum. Fıstık ezmesi, tahıllı tost ekmeği ve portakal suyundan oluşan kahvaltımı bitirip yola çıkmaya hazırlanıyorum.  Sue, arabayla yaklaşık 30 dk. mesafede bulunan şehir merkezine beni de bırakabileceğini söyledi. İki kapılı Holden (Opel&#8217;in Avustralyacası) marka eski bir araca binerek şehre doğru yola çıktık.  Keşfime Oxford street&#8217;in bittiği Hyde Park&#8217;tan başlamaya karar verdiğimi söyleyerek arabadan indim.  Artık bir BackPackers&#8217;im.</p>
<p>Hyde Park çok büyük olmamakla birlikte Sydney şehir merkezindeki onlarca yeşil alandan biri.  Devasa ve görmeye alışık olmadığım türde ağaçların, uzun ve eğri  gagalı kuşların olduğu bu parkta fazla oyalanmadan ilk hedefim olan Opera House&#8217;u  bulmak için yürümeye devam ediyorum. Elisabeth street&#8217;deymişim. Etraftaki binaların yükseklikleri artmaya başlıyor.  Paralel caddeye namı-diğer Pitt Street&#8217;e geçiyorum (Daha sonra bu cadde de epey bi anı yaşanacak) Sydney Towers tüm ihtişamıyla yoldan geçenleri selamlıyor.   Sydney&#8217;in kuş bakışı seyredilebileceği en güzel yer burasıymış. (Aşağıdaki resim Sydney Towers&#8217;tan, Hyde Park&#8217;ın görünüşü)</p>
<p> </p>
<p><a href="http://www.alihaydarca.com/wp-content/uploads/2008/08/hyde-park2.jpg"><img style="border-right: 0px; border-top: 0px; border-left: 0px; border-bottom: 0px" src="http://www.alihaydarca.com/wp-content/uploads/2008/08/hyde-park-thumb2.jpg" border="0" alt="Hyde Park" width="296" height="227" align="right" /></a> Yüksek binalar, yerini gökdelenlere bırakmaya başladı.  Diğer metropollerden farklı olarak çok kalabalık ya da çok kirli değil burası mis gibi okyanus kokusunu almaya başlıyorum.  Gökdelenler arasından kıvrılırken ilk olarak ünlü <a href="http://en.wikipedia.org/wiki/Sydney_Harbour_Bridge">Harbour Bridge</a> selamlıyor beni.  Tamam.. Yaklaşıyorum galiba.. <img src='http://www.alihaydarca.com/wp-includes/images/smilies/icon_smile.gif' alt=':)' class='wp-smiley' /> </p>
<p>Ve Sydney Opera House..  Yapımına 1959&#8242;da başlanmış ve ancak 1973&#8242;te açılabilmiş bir şaheser. Mimarisi için 32 ülkeden 232 mimar yarışmış, epey bir milyon dolara mallolan, yapıldığı dönem çok fazla spekülasyona neden olan  bu şaheserin  mimarı <a href="http://en.wikipedia.org/wiki/J%C3%B8rn_Utzon">Jørn Utzon</a>&#8216;dur  Ne yazıkki eseri  hakkında söylenen bir sürü olumsuz şey yüzünden asla gelip bu eseri görememiştir. Bu eser üzerine yapılan temel eleştrilerin başında akustik dizaynın Opera gibi gösteriler için uygun olmayışı ve gereğinden çok daha pahalıya mal edilmesi geliyormuş.  Açılışından bugüne uzun aman geçen eser üzerinde bugün de tartışmalar devam etmekle birlikte herkesin üzerinde hemfikir olduğu nokta;  Avustralya ve Sydney için milli bir simgesi haline dönüşmüş olduğudur.</p>
<p><a href="http://www.alihaydarca.com/wp-content/uploads/2008/08/n722915336-822188-8711.jpg"><img style="border-top-width: 0px; border-left-width: 0px; border-bottom-width: 0px; border-right-width: 0px" src="http://www.alihaydarca.com/wp-content/uploads/2008/08/n722915336-822188-8711-thumb.jpg" border="0" alt="n722915336_822188_8711" width="291" height="221" align="left" /></a></p>
<p>  Herbir santimetrekaresi bile güzel bir şekilde detaylandırılan bu güzel eserde geçen yaklaşık 1,5 saat ardından yemek için Pitt street&#8217;de bulunan Asyalıların işlettiği bir  deniz mahsülleri restaurantına gidiyorum.  Küçük ahtopotlarla yapılmış enfes bir ızgara. <img src='http://www.alihaydarca.com/wp-includes/images/smilies/icon_smile.gif' alt=':)' class='wp-smiley' />    Böyle bir yemek için İstanbul&#8217;da epey bir ödeme yapmam gerekirdi. Oysa b sadece 6 AUD (Avustralya doları) ödüyorum.</p>
<p>Avustralya anılarımı ve deneyimlerimi paylaşmaya devam edeceğim. Oralara tatil için gitmek isteyenlere tavsiyelerim olacak.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.alihaydarca.com/2008/08/01/sydneyde-olmak-vardi-2/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Sydney&#8217;de olmak vardı &#8211; 1</title>
		<link>http://www.alihaydarca.com/2008/07/27/sydneyde-olmak-vardi-1/</link>
		<comments>http://www.alihaydarca.com/2008/07/27/sydneyde-olmak-vardi-1/#comments</comments>
		<pubDate>Sun, 27 Jul 2008 14:20:54 +0000</pubDate>
		<dc:creator>AliHaydar</dc:creator>
				<category><![CDATA[Deneyim]]></category>
		<category><![CDATA[Hayat]]></category>
		<category><![CDATA[Avustralya]]></category>
		<category><![CDATA[Qantas]]></category>
		<category><![CDATA[Sidney]]></category>
		<category><![CDATA[Sydney]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.alihaydarca.com/?p=50</guid>
		<description><![CDATA[<p>Otuzuncu saatin sonlarına doğru kanguru kuyruklu QANTAS u&#231;ağı Sydney havalimanına doğru inişe ge&#231;mişti.&#160; </p>
<p>En sonunda o &#231;ok merak ettiğim Aborjin topraklarına gelmiştim. Sydney havalimanına indiğimde birazda sıkı g&#252;mr&#252;k uygulamalarından &#231;ekinerek pasaport ve g&#252;mr&#252;k kontrol&#252; sırasına girdim. Hani şu Sylvester Stallone ve Krali&#231;e Elisabeth&#8217;e bile taviz vermemesiyle nam salan Sydney Havalimanı. Yalnız bahsedildiği kadar sıkı ve paranoyak <span style="color:#777"> . . . &#8594; Read More: <a href="http://www.alihaydarca.com/2008/07/27/sydneyde-olmak-vardi-1/">Sydney&#8217;de olmak vardı &#8211; 1</a></span>]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Otuzuncu saatin sonlarına doğru kanguru kuyruklu <strong>QANTAS </strong>u&#231;ağı Sydney havalimanına doğru inişe ge&#231;mişti.&#160; <a href="http://www.alihaydarca.com/wp-content/uploads/2008/07/qantas1.jpg"><img style="border-right: 0px; border-top: 0px; border-left: 0px; border-bottom: 0px" height="166" alt="qantas" src="http://www.alihaydarca.com/wp-content/uploads/2008/07/qantas-thumb1.jpg" width="248" align="right" border="0" /></a></p>
<p>En sonunda o &#231;ok merak ettiğim Aborjin topraklarına gelmiştim. Sydney havalimanına indiğimde birazda sıkı g&#252;mr&#252;k uygulamalarından &#231;ekinerek pasaport ve g&#252;mr&#252;k kontrol&#252; sırasına girdim. Hani şu Sylvester Stallone ve Krali&#231;e Elisabeth&#8217;e bile taviz vermemesiyle nam salan Sydney Havalimanı. Yalnız bahsedildiği kadar sıkı ve paranoyak bir yaklaşım g&#246;rmedim. Gerek pasaport gerekse g&#252;mr&#252;kteki memurlar olabildiğince kibar ve yardımsever insanlardı. Bu benim i&#231;in g&#252;zel bir gelişmeydi. Yaklaşık bir ay s&#252;recek bu macerada sorunlu insanlar ve kurumlarla karşılaşmak istemiyordum. Mutlu mesud bir şekilde elimde kalacağım yerin adresiyle tam bir turist havasında havalimanından dışarı doğru ilk adımı attım.</p>
<p>Yardım sever bir &#199;in insanı yanıma gelerek beni istediğim yere g&#246;r&#252;rebileceğini s&#246;yledi.. &quot;Harika&quot; diye ge&#231;irdim i&#231;imden &#8220;Evet iyi insanlar &#252;lkesi olmalı burası.&#8221; &#199;in insanı valizimi almış &#246;nde giderken bir ara bana d&#246;n&#252;p &#8220;Fifty Dollars&#8221; (Elli Dolar) gibi bir şey s&#246;yledi. Yanlış anladığımı d&#252;ş&#252;nerek &#8220;You mean fifteen?&#8221; (15 dolar mı dediniz) dedim &#231;&#252;nk&#252; mesafe taş &#231;atlasın 3,5-4 Km.lik bir yer (Google Maps&#8217;e g&#246;re ). O da ne! valizimi ayaklarımın altına serilmiş sevgili &#231;in insanın anlamadığım ama pek hoş olmadığını tahmin ettiğim bazı &#199;in kelimelerini s&#246;ylemek suretiyle uzaklaştığını g&#246;r&#252;m <img src='http://www.alihaydarca.com/wp-includes/images/smilies/icon_smile.gif' alt=':)' class='wp-smiley' /> </p>
<p>Olur b&#246;yle şeyler. diyerek dışarıda bir taksi sırası olduğunu ve normalde insanların buraya giderek normal taksilere binmek i&#231;in beklediğini g&#246;rd&#252;m. Hadi Ali Haydar doğru sıraya diyerek, geniş, klimalı ve şof&#246;r koltuğu bana g&#246;re yanlış yerde <img src='http://www.alihaydarca.com/wp-includes/images/smilies/icon_smile.gif' alt=':)' class='wp-smiley' />  olan bir taksiye bindim.</p>
<p>G&#252;neş pırıl pırıl &#246;ğlen saatleri. İstanbul, gece 03.00&#8217;&#252; yaşıyor. &#199;ok garip, dokuz saat ileride d&#252;nyanın altındayım. (Bottom of the world)</p>
<p>Taksi kalacağım yere geldiğinde heyecanım daha bir artmıştı. Bu bir ay boyunca bir otel ya da pansiyonda kalmak yerine <strong>Aussie</strong> (Avustralya&#8217;lıların kendilerine taktıkları isim) bir aile ile kalmanın benim i&#231;in &#231;ok farklı bir deneyim olacağını d&#252;ş&#252;nd&#252;ğ&#252;mden İstanbul&#8217;da, orta halli bir aile yanını m&#252;tevazı bir &#252;cret karşılığında ayarlamıştım.</p>
<p>Odama yerleştim. Artık ılık bir duş alıp biraz dinlenebilirim! Pencereler sıkı sıkı tel &#246;rg&#252;lerle kapalı. Hatta kapılar bile. Nedenini sorduğumda Avustralya &#8216;da bir&#231;ok zehirli &#246;r&#252;mcek ve bilumum b&#246;cek t&#252;r&#252;n&#252;n bolca mukim olması denildi.</p>
<p>Ev sahibim Sue, k&#252;&#231;&#252;k bir gezintiye &#231;ıkarmayı &#246;nerdi. Ayrıca alışverişte yapabilecektik. Yola &#231;ıktık. Harika evlerin ve inanılmaz g&#252;zellikteki plajların yanından ge&#231;erken. Buranın neden bu kadar cazip bir şehir olduğunu anlamaya başlıyordum.<a href="http://www.alihaydarca.com/wp-content/uploads/2008/07/tom-cruise-thandie-newton-mission-impossible-2-002.jpg"><img style="border-top-width: 0px; border-left-width: 0px; border-bottom-width: 0px; margin: 0px; border-right-width: 0px" height="178" alt="tom_cruise_thandie_newton_mission_impossible_2_002" src="http://www.alihaydarca.com/wp-content/uploads/2008/07/tom-cruise-thandie-newton-mission-impossible-2-002-thumb.jpg" width="117" align="right" border="0" /></a></p>
<p>Sue, bak dedi; &#8220;Burası <strong>Tom Cruise </strong>ve <strong>Thandie Newton</strong> ile G&#246;revimiz Tehlike-2 filminin &#231;ekildiği kale&#8221; Aaa evet ben G&#246;revimiz Tehlike serisini &#231;ok beğenirim. Tabi bu filmde Thandie&#8217;nin ayrı bir yeri var <img src='http://www.alihaydarca.com/wp-includes/images/smilies/icon_smile.gif' alt=':)' class='wp-smiley' /> </p>
<p>Evet, İlk g&#252;n yavaş yavaş sonlanıyodu. Yarın b&#252;y&#252;k g&#252;n. Opera House ile randevum var ..</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.alihaydarca.com/2008/07/27/sydneyde-olmak-vardi-1/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
	</channel>
</rss>
