Category Archives: Hayat
Mezarlıklar, kendini vazgeçilmez sananlarla doluyken, yerin üstündeki bu şatafat da neyin nesi oluyor acep?
Biraz önce FF’de rastladım. Bu paylaşıma. Arada sırada okuyup silkinmek ve ne olduğumuzu hatırlamak için ideal. Teşekkürler Burçak Çubukçu ve Serhat Sine Duyduğum, dokunduğum, gördüğüm, tattığım, kokladığım için var bu dünya.. Farkında olduğum için.. Kendim yazdım, kendim oynadım en … Continue reading
Yaşama Anlam Ve Boyut Katan İki Şeyin Önemi
Sevgili Uluç’tan gelen bir mail. Yaşama Anlam Ve Boyut Katan İki Şeyin Önemi üzerine. Hemen paylaşmak istedim. Bence çok anlamlı. İki şey ‘Kalitesiz İnsan’ ın özelliğidir : 1- Şikayetçilik 2- Dedikodu İki şey çözümsüz görünen problemleri bile çözer : 1- … Continue reading
Vazgeçmek mi?
Pazar günün kendine has bir rehaveti vardır bilirsiniz. Yarının pazartesi olduğunu bilmek! “Dinlenmeliyim” düşüncesi v.s. çoğu zaman bizi olduğumuz yerde pineklemeye iter. Aslında belki de benim için sıradan olabilecek bir pazar günü geçirirken, sevgili Müge CERMAN’ın frinedfeed’de yazdıkları beni olduçka … Continue reading
Hayatta Kaçırdıklarımız
Bu sabah sevgili Uluç’tan gelen bir e-mail’i paylaşmak istiyorum . Hayatta karşımıza çıkan fırsatlar ya da güzellikler ile ilgili. Soğuk bir Ocak sabahı, bir adam Washington DC’de bir metro istasyonunda, kemanla 45 dakika boyunca altı Bach eseri çalar. Bu süre içinde, … Continue reading
Ulu Meşe, Cılız Saz
Meşe bir gün, saza demiş: –Doğrusu Doğa size gaddarlık etmiş. Minnacık serçe konsa üstünüze Beliniz bükülüverir. Suları ürperten seher yeli Baş eğdirir size Bir de benim şu dağ gibi gövdeme bak! Güneş bile zor giriyor içime, Fırtına dallarıma oyuncak. Her … Continue reading
EvOfis’te (HomeOffice) çalışmak
Geçen gün bir arkadaşımdan gelen maille reklamcılık sektörünün tanınmış isimlerinden Ali TARAN’ın Veda Mektubu elime geçti. Veda dediysem sektöre veda değil çok şükür. Aslında ofis ortamına veda ediyor Ali TARAN. Yazıyı okuyunca “evet ya demekki mümkün olabiliyormuş” dedim kendi kendime … Continue reading
Sydney’de olmak vardı – 1
Otuzuncu saatin sonlarına doğru kanguru kuyruklu QANTAS uçağı Sydney havalimanına doğru inişe geçmişti. En sonunda o çok merak ettiğim Aborjin topraklarına gelmiştim. Sydney havalimanına indiğimde birazda sıkı gümrük uygulamalarından çekinerek pasaport ve gümrük kontrolü sırasına girdim. Hani şu Sylvester Stallone … Continue reading